Videolarımız

Kimler Çevrimiçi

Şu anda 69 konuk çevrimiçi

Ziyaretçi Sayacı

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün1194
mod_vvisit_counterDün1779
mod_vvisit_counterBu hafta9704
mod_vvisit_counterBu ay47232
mod_vvisit_counterToplam2671369

Üye Giriş Formu



İslami Sözler

Bir kimsenin Allah’ı sevmesinin belirtisi üçtür: Deniz gibi cömertlik, güneş gibi şefkat, yer gibi tevazu.
Bâyezid Bistâmi -
DURAĞAN  TANITIM SİTESİ VE HABER PORTALI

SON YORUMLAR

Belediye ve Vakıflarca Hazırlanan İftar Yemekleri Zekat ve Fitre Yerine Geçer mi?
FacebookGoogle könyvjelzőTwitterJP-Bookmark

Zekât, vaktinden önce verilebilir mi?

Oruç ve hac ibadetlerinde olduğu gibi zekât konusunda da kamerî ay hesabı uygulanır. Zekâtın farz olması için nisap miktarı malın üzerinden bir kamerî yılın geçmesi gerekir. Buna rağmen mal sahibi dilerse vakti gelmeden önce de zekâtını verebilir (Kâsânî, Bedâi’u’s-Sanâî, II, 164; İbnü’l-Hümâm, Fethu’l-Kadîr, I, 516).

Zekâtını birkaç sene vermeyen bir kimse daha sonra zekât borçlarını nasıl öder?

 

Zekât vermekle yükümlü olduğu halde önceki yıllarda zekâtını vermemiş olan kimse, elinde malı varsa zekâtını vermediği geçmiş yılların zekâtını da verir. Çünkü bu zekât onun zimmetinde borçtur (Mevsılî, el-İhtiyâr, I, 124).

 Damat ve geline zekât ve fitre verilebilir mi?

Fakir olan damada ve geline zekât verilebilir. Çünkü bunlarla zekâtı veren kişi arasında usul ve füru ilişkisi olmadığı gibi, zekat veren şahıs bunlara bakmakla yükümlü de değildir (İbn Âbidin, Reddu’l-Muhtâr, Riyad 1423/2003, III, 172, 293).

Zekât vermenin belirli bir zamanı var mıdır?

Zekât vermenin belli bir zamanı yoktur. Farz olduğu andan itibaren verilmesi gerekir. Bunun için belli bir ayı veya Ramazanı beklemeye gerek yoktur. Ancak, zekat vermekle yükümlü olanların, yükümlü oldukları andan itibaren en kısa zamanda zekatlarını vermeleri uygun olur. Çünkü zekât bir borçtur, borç bir an önce ödenmelidir (İbn Âbidin, Reddu’l-Muhtâr, II, 16).

Kayınvalide ve kayınpedere zekât ve fitre verilebilir mi?

Fakir olan kayınvalide ve kayınpedere zekât verilebilir. Çünkü bunlarla zekâtı veren kişi arasında usul ve füru ilişkisi olmadığı gibi, zekât veren şahıs bunlara bakmakla yükümlü de değildir. Bunların arasında bir menfaat ilişkisi de yoktur (İbn Âbidin, Reddu’l-Muhtâr, Riyad 1423/2003, III, 172, 293).

Zekât, havale yoluyla ödenebilir mi?

Kişi zekâtını, bizzat kendisi elden verebileceği gibi, başkasına vekâlet vermek veya havale yoluyla da verebilir. Burada önemli olan, zekâtın, zekât alacak kişiye ulaşmasıdır (İbn Âbidin, Reddu’l-Muhtâr, II, 3, 11, 237)

 

Bir firmanın, çalışanlarına dağıttığı yardımları zekât yerine sayabilir mi?

Zekât esas olarak fakirin hakkıdır. Kimlere ve nerelere verileceği Kur’an-ı Kerîm’de belirlenmiştir (Tevbe, 9/60). Buna göre firma tarafından yapılacak olan yardım ve bağışların zekâta mahsup edilebilmesi için bağışların:

a) Zekât niyetiyle verilmesi,

b) Kendilerine mal veya para verilen kişilerin zekât alması caiz olanlardan olması,

c) Zekât olarak verilen para veya malların kurumların ihtiyaçlarına harcanmaması,

d) Firma bir şirketse, ortakların zekât verme konusunda yöneticileri yetkili kılması, kayıtları ile verilmesi gerekir.

Zekât ve fitreler gayr-i müslimlere verilebilir mi?

Aralarında dört mezhep imamının da bulunduğu fakihlerin çoğunluğu zekâtın, gayri Müslimlere verilemeyeceğinde görüş birliğine varmışlardır. Çünkü ilke olarak zekât Müslüman fakirlerin hakkıdır (Kâsânî, Bedâiü’s-Sanâî, Beyrut, II, 49; Nevevî, el-Mecmu, VI, 228; Fetâvây-ı Hindiyye, Beyrut, 1991, I, 188; İbn Nüceym, el-Bahru’r-râik, II, 261).

Bu genel ilke yanında bilindiği üzere Kur’an’da zekâtın sarf edileceği yerler arasında kalpleri İslama ısındıralacak olan “müellefe-i kulûb” da zikredilmiştir (Tevbe, 9/60). Hz. Peygamber (s.a.s.), gerek zekât gerekse diğer devlet gelirlerinden kalplerini İslam’a ısındırmak istediği kişilere pay ayırmıştır (Buhârî, Farzu’l-Humus, 57; Tirmizî, Zekât, 30).

Rasûlüllah’ın (s.a.s.) vefatından sonra bazı kimseler bu uygulamayla bağlantı kurarak, devlet başkanından bir şey istemişler, duruma muttali olan Hz. Ömer (r.a.) de “Hak, Rabbinizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin.” (Kehf, 18/29) ayetini okuyarak, müellefe-i kulûp kalmadığından onların talebini reddetmiştir (bkz. Kâsânî, Bedâi, II, 45; Zeylaî, Nasbu’r-Râye, II, 395; Aliyyu’l-Kari, Fethu Babi’l-İnaye, II, 130).

Bu sebeple fakihlerin çoğunluğu, Hulefâ-i Raşidin döneminde “müellefe-i kulûb”a pay ayrılmamış (İbn Ebî Şeybe, Mûsânnef, III, 233) oluşuna dayanarak Tevbe sûresinin 60. ayetinde sözü edilen bu payın düştüğü sonucuna varmışlardır. Fakat Hz. Ömer’in müellefe-i kulûb sınıfından zekât isteyenlerin talebini reddetmesi, bu konu ile ilgili ayetin hükmünün yürürlükten kaldırılmış olmasından değil, bu konuda kendisine başvuran kimseleri “müellefe-i kulûb” sınıfından saymamasından dolayıdır.

Dolayısıyla günümüzde de kalpleri kazanılmak, İslâm’a ısındırılmak veya kötülüklerinden emin olunmak istenen yahut Müslümanlara faydalı olacakları umulan gayr-i müslimlere de “müellefe-i kulûb” sınıfından zekât verilmesi maslahata uygun bulunabilir. Bu sınıfa zekât verilebileceğini savunan âlimler bu yönde bir tasarrufun devlet yetkililerinin takdîrine bağlı olduğunu; uygun görmeleri halinde müellefe-i kulûb’a zekât verilebileceğini, zaman zaman buna ihtiyaç duyulabileceğini söylemişlerdir (Karadâvî, Fıkhu’z-Zekât, II, 67-68).

Ramazan ayında belediye, dernek veya vakıflarca hazırlanan iftar yemekleri, aşevlerinde dağıtılan yemekler zekât/fitre yerine geçer mi?

Belediye, dernek veya vakıflarca hazırlanıp, ikram edilen iftar yemekleri zekât yerine geçmez. Çünkü bu ikramda, zekâtın sıhhat şartı olan temlik bulunmadığı gibi, iftar yemeği yiyenler arasında kendilerine zekât verilmesi caiz olmayan birçok kişi de bulunmaktadır. Ancak hazırlanan yemekler zekât niyetiyle yoksulların evine gönderilir veya kendilerine verilirse zekât olur

 

 

Evlat edinilen kişiye ve onun çocuklarına zekât verilebilir mi?

Dinimizde kimsesiz çocukların bakım ve gözetilmesi tavsiye edilmiş olmakla birlikte hukukî birtakım sonuçlar doğuracak şekilde bir evlatlık müessesesi kabul edilmemiştir (Ahzab, 33/4-5). Buna göre “evlat edinme”, evlat edinenle evlatlık arasında usul-füru ilişkisi meydana getirmez Bu sebeple kişi, bakımını üstlendiği ve kendi soyundan olmayan bir kişiye, fakir olması kaydıyla, zekât verebilir.

Kaynak: Diyanet İşleri Başkanlığı wep Sitesi.

 

 

 

Yorum ekle

Yorumların hukuki sorumluluğu yazan kişiye ait olup www.duragan.com.tr ve
yöneticileri sorumlu tutulamaz. www.duragan.com.tr yöneticileri gerektiğinde
yorum yazarlarının IP numaralarını ve kişisel bilgilerini yetkili makamlara verebilir.
Siteye yorum yazan ziyaretçiler bu kuralları kabul etmiş sayılırlar.


FACEBOOK DURAĞAN